2 Eki 2026 12:00

İran, savaşın sona ermesi için ABD’den somut güvence istiyor

İran, savaşın sona ermesi için ABD’den somut güvence istiyor

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Hatibzade, ABD’den savaşın tüm cephelerde sona ermesi için somut güvenceler, bloke edilen varlıkların serbest bırakılması ve ablukanın kaldırılmasını talep ettiklerini belirtti.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanlığı Siyasi ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi Başkanı Said Hatibzade, Perşembe günü Rusya 1 televizyonuna verdiği röportajda, Amerikan medyasında Katar’ın arabuluculuğunda yapılması planlanan müzakerelerin çıkmaza girdiğine ilişkin haberlerle ilgili soruyu yanıtladı.

Hatibzade, “Programımız ve politikamız, bu krizin diplomasi yoluyla sona ermesi için çaba göstermek. Her ne kadar karşı taraf müzakere masasına defalarca ihanet etmiş olsa da bunu sürdürmek istiyoruz.” dedi.

İranlı yetkili, son haftalarda ABD hükümetinin İslamabad mutabakatını ihlal etmesinin ardından, savunma hazırlıklarını mümkün olan en üst düzeyde tuttuklarını ve her türlü senaryoya hazır olduklarını belirterek, “Aynı zamanda bölgede krizleri önlemeye her zaman çalışan bir ülke olarak, Katar ve Pakistan da dahil olmak üzere arabulucular aracılığıyla önerilerimizi iletmeye çalıştık.” ifadelerini kullandı.

Hatibzade, bu öneriler arasında herkesin artık bildiği “yedi günlük çözüm planı” veya “yedi günlük girişim” bulunduğunu söyledi. 

Söz konusu planın Katar aracılığıyla ABD tarafına iletildiğini belirten Hatibzade, “Yakın zamanda karşı tarafın görüşlerini Katar arabulucusu aracılığıyla, Dışişleri Bakanı’nın New York’tan dönüş yolundaki kısa molası sırasında aldık. Buna karşılık ilk görüşlerimizi de orada Katar arabulucusuna sunduk. Artık top ABD’nin sahasında.” dedi.

İran, savaşın sona ermesi için ABD’den somut güvence istiyor

Hatibzade, Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi’nin New York’ta bu planın ayrıntılarını açıkladığını hatırlatarak, “Her aşamada gerekli değerlendirmelerimizi yapmamız doğal. Çünkü ABD’ye ve mevcut Amerikan yönetimine bütünüyle güvenmemek için çok sayıda nedenimiz var.” ifadelerini kullandı.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı, bu nedenle savaşın tüm cephelerde sona erdirilmesi için somut güvenceler, bloke edilmiş varlıkların serbest bırakılması, ablukanın kaldırılması ve diğer taleplerin karşılanmasını istediklerini söyledi.

Hatibzade, İran’ın sunduğu girişime göre ABD’nin tüm yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde, altıncı günün sonunda Hürmüz Boğazı’nın açılması ve müzakerelerin başlatılması için hazır olduklarını ifade etti.

İran halkı kapsamlı ve güçlü bir savunmayla saldırgana karşı durdu

Rusya televizyonu muhabirinin İran ile ABD arasındaki çatışmanın çözümüne yönelik bir perspektif bulunup bulunmadığı sorusunu yanıtlayan Hatibzade, İsrail’in ABD hükümetiyle birlikte İran halkına karşı bir savaş başlattığını ifade etti.

Hatibzade, savaşın, birçok uluslararası tarafın anlaşmaya çok yaklaşıldığını söylediği müzakereler sırasında başladığını belirterek, bunun ABD’nin tüm uluslararası yükümlülüklerine aykırı şekilde İran halkına karşı başlatıldığını savundu.

İranlı yetkili, İran’ın en üst düzey liderinin çalışma odasında ailesiyle birlikte öldürüldüğünü, ayrıca bir ilkokuldaki savunmasız çocuklara saldırıldığını ve ilk saatlerde 168’den fazla çocuğun tek bir saldırıda öldürüldüğünü belirtti.

Hatibzade ayrıca çatışma bölgesinden 2 bin mil uzakta bulunan bir gemiye saldırıldığını ve geminin batırıldığını, tüm yolcu ve mürettebatın hayatını kaybetmesinin beklendiğini ifade etti. Ayrıca Lamerd kentindeki spor salonlarına “alışılmadık ve yasaklı silahlarla” saldırılar düzenlendiğini söyledi.

Hatibzade, “Amerikalılar, bu listenin sonsuza kadar savaş suçu olarak kalacağı bir dizi suç işledi.” dedi.

İran halkının kapsamlı bir savunmayla saldırgana karşı durduğunu belirten Hatibzade, “Milletimiz bu acı ve zorluğu milli bir öfkeye dönüştürmeye ve tüm bu üzüntüyü güçlü bir direnişe çevirmeye karar verdi.” ifadesini kullandı.

Hatibzade, İran halkının “insanlığın yaşayan en eski medeniyetlerinden biri olan kendi medeniyetini savunmak için” mücadele ettiğini söyledi. “Hiçbir diplomat, asker, komutan veya siyasetçi savunmayı bırakmadı. Son ana kadar savaştık ve saldırgana çok ağır bir yenilgi yaşattık.” ifadelerini kullandı.

İranlı üst düzey diplomat, bunun sonucunda ABD’nin İslamabad sürecinde, savaşa diplomatik bir son verilmesini öngören bir mutabakatı kabul ettiğini söyledi.

Ancak ABD’nin daha sonra bu mutabakatı da ihlal ettiğini belirten Hatibzade, “Kapsamlı müzakerelere 30 ila 60 günlük bir süre içerisinde başlamaya ve Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğini normal koşullarına döndürmeye hazırlanırken, ABD hükümeti mutabakatın çeşitli maddelerini ihlal etmeye karar verdi ve bir kez daha hukuka uymayan bir Amerika ile karşı karşıya olduğumuzu gösterdi.” dedi.

İran-Rusya ilişkilerinde yeni stratejik kapasitelerin açılması

İran Dışişleri Bakanlığı Siyasi ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi Başkanı, İran-Rusya ilişkilerinin mevcut düzeyine ilişkin soruya verdiği yanıtta, iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihî olduğunu ancak daha önemlisi, bugün stratejik ortaklık düzeyinde yürütüldüğünü söyledi.

Hatibzade, İran ile Rusya arasındaki Kapsamlı Stratejik Antlaşma’nın iki ülke arasında derin ve stratejik bir ilişki kurulması için çerçeve oluşturduğunu belirtti ve Tahran ile Moskova’nın ilişkileri stratejik ortaklık düzeyine yükseltme iradesine sahip olduğunu ifade etti.

Bu stratejik ortaklığın ekonomik, siyasi, güvenlik, askeri, kültürel alanların yanı sıra halklar arasındaki ilişkilerde de karşılık bulduğunu söyleyen Hatibzade, “Bugün Tahran ile Moskova ilişkilerinde gördüğümüz şey, tüm alanlarda kapsamlı bir genişlemedir ve bu oldukça umut vericidir.” dedi.

Bununla birlikte, mevcut iradeye ve ilişkilerdeki kapasitelere rağmen iki ülkenin ilişkileri yeni bir seviyeye taşımaya ihtiyaç duyduğunu belirten Hatibzade, birçok potansiyelin hâlâ kullanılmadığını ve Tahran ile Moskova’nın her gün yeni kapasiteleri hayata geçirmek için çaba gösterdiğini söyledi.

İran, Rusya ve Çin’in ABD’nin hukuksuzluğuna karşı birleşmesi gerektiğini söyleyen Dışişleri Bakan Yardımcısı, İran, Rusya, Çin, Hindistan ve çok kutuplu dünyanın diğer ülkelerinin Batılı ülkelerin kendi kurallarını diğer ülkelere dayatma girişimlerine karşı ne ölçüde başarılı olduğu yönündeki soruya, dünyanın değişim sürecinde olduğunu belirterek yanıt verdi.

Hatibzade, “Amerikan hegemonyasının ve ABD’nin kendisi için varsaydığı hukuksuzluğun hâkim olduğu bir dünyadan yeni bir dünyaya doğru ilerliyoruz. Değişimler çok hızlandı.” dedi.

Bu hızlı değişim sürecinde ABD’nin güç kullanarak kendi iradesini diğer ülkelere dayatmaya çalıştığını savunan Hatibzade, “Açıkça saldırıyor, uluslararası hukuku çiğniyor ve kabul edilmiş uluslararası normları ortadan kaldırıyor.” ifadelerini kullandı.

Hatibzade, ABD’nin çeşitli ülkelere yaptırım uyguladığını ve uluslararası hukuku ihlal etmekten çekinmediğini öne sürerek, savaşlar başlattığını ve diğer ülkelerin siyasi yapılarını değiştirmeye çalıştığını söyledi.

İranlı yetkili, “Bağımsız ülkelerin başka bir seçeneğinin olmadığı, bu başkaldırı ve hukuksuzluğa karşı birleşmeleri gerektiği yeni bir ortamdayız.” dedi.

Hatibzade, İran, Rusya ve Çin gibi bağımsız ülkelerin uluslararası hukuka ve kabul edilmiş kurallara yönelik bu saldırıya karşı durması gerektiğini savundu.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı, BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü gibi girişimlerin ABD’nin eylemlerinden etkilenen uluslararası sistem krizine verilen yanıtlar olduğunu belirterek, bunların daha adil ve kabul edilmiş kurallara dayalı bir dünya oluşturulmasına yönelik umutlar sunduğunu söyledi.

Hatibzade, “Ben yalnızca askeri dayatmalardan söz etmiyorum. ABD doları da hepimize karşı bir silaha dönüştürdü. Ekonomiyi de bize karşı bir silaha dönüştürdü. Bize, özgür dünyaya, Çin’e, Rusya’ya ve İran’a karşı silah olarak kullanabileceği her imkândan yararlandı.” dedi.

Hatibzade, “Artık bu ülkenin sınırsız bir güce sahip olmadığı açıkça ortaya çıktı. İran’a karşı son savaş ve tekrarlanan yenilgileri, bu ülkenin çok ciddi sınırlamalarla karşı karşıya olduğunu gösterdi. Bu da bizim durmamız ve zorbalık mantığının dünya üzerinde hâkim olmasına izin vermememiz gerektiği anlamına geliyor.” ifadelerini kullandı.

News ID 1938910

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
  • captcha